Kitap Önerisi #0: Bir Astronottan Hayat Dersleri

Bu yazı ile beraber başladığım seride, keyifle okuduğum ve paylaşmaktan mutluluk duyacağım popüler bilim kitaplarını dilim döndüğünce sizlere sunmaya çalışacağım.

İlk kitabımız, tecrübeli bir astronot olan Chris Hadfield’in kaleme aldığı ve TÜBİTAK Popüler Bilim Yayınları’ndan çıkan, kişisel deneyimleri konu alan oldukça keyifli bir kitap.

Chris Hadfield’ın adını duymamış olabilirsiniz, fakat YouTube’da “Uzayda çişimizi nasıl yaparız?” ya da “Yerçekimsiz ortamda nasıl uyunur?” gibi bir videoya denk geldiyseniz, büyük ihtimalle onun Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ)’nda kayda aldığı eğlenceli videolardan birini izlediniz demektir. UUİ’de görev aldığı yaklaşık 6 aylık sürede, bunun gibi çok sayıda eğlenceli ve bilgi dolu videolar çekip sosyal medya hesabından yayınlayan Chris Hadfield’ın, oldukça popüler — son dönem deyişiyle “fenomen” — bir astronot olduğunu söyleyebiliriz.

Hadfield, astronotların dişlerini nasıl fırçaladığını anlatıyor. Unutmayın, uzayda dişlerinizi temizledikten sonra ağzınızda kalan macunu tüküreceğiniz bir lavabo yoktur. Bu yüzden diş macununun tadına bakmaktan çekinmeyin. :)

Videolarındaki bu eğlenceli üslubu kitabında da görmek mümkün. Zira kitabı okurken, her ne kadar yazar kendi hayat hikayesini anlatıyor olsa da, bir biyografi okumaktan ziyade keyifli bir sohbetin içindeymişsiniz gibi hissediyorsunuz.

Kitap genel olarak 3 ana bölümden oluşuyor. Bölümler “Fırlatma Öncesi”, “Kalkış” ve “Dünyaya Dönüş” şeklinde adlandırılmış ve her bölüm — arada atlamalar olsa da — kronolojik olarak ilerliyor. Yazarın, çocukluğundan gelen astronot olma tutkusunu ve bu gaye ile kariyer basamaklarındaki ilerleyişini; bir uzay gemisinin yolculuk evrelerine benzeterek başlıklandırması, oldukça manidar bir yaklaşım olmuş. Her ana bölümde, çeşitli konulara dikkat çeken alt başlıklar bulunuyor. Bu başlıklarla yazar; kimi zaman astronotluğun zorlayıcı sınavlarına mercek tutuyor, kimi zamansa esas mesleği olan savaş pilotluğuna ve pilot olduğu yıllarda edindiği tecrübeleri astronot olmak için nasıl kullandığına değiniyor.

Kitap yalnızca hatıratlardan oluşmuyor. Anlattıklarını kişisel gözlem ve değerlerine göre yorumlayan yazar, aynı zamanda yaşadıklarından çıkardığı dersleri de açık yüreklilikle paylaşıyor. Sorunlarla yüzleşmek, çözüm odaklı ve yapıcı olmak, her zaman iyi bir plan yapıp belirlenen prosodürlere sadık kalmak ve ekip ruhuna inanmak gibi konularda yazar, sağduyulu olmak gerektiğinden ve ego, kıskançlık vb. duygulardan kaçınmanın öneminden bahsediyor. Hadfield; aslen 3 kez uzay görevinde yeralmış ve çoğu astronotun, sonraki uzay görevlerinde de rol almak gibi kariyer hedefleri olduğunu belirtiyor. Bu durum doğal olarak, her bir astronotu bir diğerine potansiyel rakip haline getiriyor. Çünkü uzaya astronot göndermenin maliyeti ve görev yeterlilikleri göz önüne alındığında, önceki görevlerde kendini ispatlamış ve deneyim kazanmış astronotların bir sonraki görev için seçilmesi kaçınılmaz oluyor. Fakat yazar, bu rekabet ortamına rağmen “Birilerinin iyi görünmesine yardımcı olmak, benim daha kötü görünmeme sebep olmaz” gibi çıkarımlarda bulunuyor. Her bir üyenin desteklendiği ve çıkarlarının gözetildiği, adil ve diğerkâm bir takımın; mutlaka güzel işlere imza atacağı ve bundan elde edilen sonuçların, takım üyelerine daha çok değer sağlayacağı özellikle belirtiliyor.

Büyük bir merakla takip ettiğimiz uzay çalışmaları ve bu alanda yapılan atılımlar, her zaman çağımızın çok ötesindeymiş gibi gelir. Başta UUİ gibi, dünyanın yörüngesinde turlayan devasa laboratuvar olmak üzere; mekikler, uydular, roketler, insansız keşif araçları (rover) gibi mühendislik harikası araçlara hep heyecanla yaklaşırız. Fakat bazen bu araçları, onları ürettiğimiz yöntemlerden çok farklı, hatta absürd şekilde bile kullanabiliriz. Örneğin uzay gemilerinin kapıları bazen açılmaz ve siz onu açabilmek için İsviçre çakısıyla küçük bir operasyon gerçekleştirebilirsiniz. Bu size olmaz gibi gelmesin, zira Chris Hadfield‘in bu konuda başından geçen komik bir anısı var. Kitapta bunun gibi, uzayda olmanın yol açtığı ilginç ve bazen de komik durumlara esprili bir üslup ile yer verilmiş.

Gelgelelim, karşılaşan sorunları çözmek, her zaman bu kadar kolay ve eğlenceli olmuyor. Nitekim uzay görevlerinde, uzun ve çok detaylı eğitimlere ve simülasyonlara rağmen, her zaman beklenmeyen sorunlarla yüzleşildiği yazar tarafından dile getiriliyor. Bu sorunlar bazen ölümcül tehlikeler bile arz edebiliyor. Astronotların, hem kendilerinin hem de UUİ’deki ekipmanların zarar görmemesi için, son derece hızlı ve rasyonel kararlar vererek çözüm üretmeleri gerekiyor. Çünkü yazarın da belirttiği gibi, uzayda tehlike anında olay yerinden uzaklaşmak gibi bir seçeneğiniz yok. Sizi hayatta tutacak ve eve dönmenizi sağlayacak yegane şey, bulunduğunuz uzay gemisidir. Dolayısıyla sorun çözmek, astronotların adeta içgüdülerinden biri haline gelmiştir diyebiliriz. Yazarın karşılaştığı sorunlarla ilgili tecrübeleri, bu konuya fazlasıyla ışık tutuyor.

Hayatınızın bir döneminde astronot olmak gibi bir hayal kurduysanız veya bu meslek size fazlasıyla ilginç geliyorsa, kesinlikle okumanız gereken kitaplardan biri olduğunu söylemeliyim. Neredeyse 20 yıl astronot olmak için eğitilmiş ve önemli uzay görevlerinde çalışmış kıymetli bir astronotun kaleminden kendi hayat hikayesini okumak, gayet keyifli bir deneyim olacaktır.

Son olarak, Chris Hadfield’in uzayda “Space Oddity” şarkısı için çektiği klibi de seyretmenizi öneririm:

Keyifli okumalar. :)

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store